25 Mayıs 2011 Çarşamba

AŞK'ın her yüzü...

İlk önce kelebekler uçuşur karnında, yüzünü kırmızlık sarar, gözler ışıl ışıldır...
Kalpse her o ismi söylediğinde güm güm atar...
Güzel dilekler sıralanır, o iki insanın hep hayali olur.
Beraber sinemaya gidilir, yemekler yenilir, el ele tutuşulur, kelimelerin ağırlığını ölçüp biçmeden o kişiye sıfatlar yüklenir, en basiti canım benim denir, o gerçekten senin canın olabilecek kadar sana yakın olabilir mi? hayır, hatalar bundan sonra çorap söküğü gibi gelir,
Bir kavga edilir barışılır, çiçekler, çikolatalar, hediyeler, verilen yeminler, dinlenilen şarkılar,
Her şey bir ahenk içindedir... Bir melodi, bir tılsım vardır o ikilinin arasında.
En pembe yüzüdür bu, en sevimli olan, herkesin gıbte ettiği.


Sonra o pembelik soluklaşmaya başlar, bir şeyler bulanır,
kısıtlamalar, aslında en önemlisi sen değişmişsindir. Bir bakmışsındır ki tanımadığın bir kişiliğe sahipsin. İlk kendinden iğrenirsin, sonra aman be ben öyleysem o da şöyle, olacak o kadar da dersin...
Karşındakini yargılar durursun, ara sıra yalanlar, eski duygular karışır bu soluklaşmış pembeliğe...


Soluk pembe olur sana gri, sonbahar kışta depreşir naif duyguların,
Özlersin, alışırsın, onsuz yapamaz olursun, o kişi dünyandır senin artık.
Seni bile bile kırsada ama seviyor beni diye herkese mutlu olduğunu anlatmaya çalışırsın.


Mutlu değilsin aslında, gerçekten seviyor musun? Hani o kelebekler?
Bunları düşünmeye başladığın anda PEMBE KAPKARA BİR RENK OLUR!
Hisslerin seni yanıltmaz ufukta bir ayrılık vardır.
Ve bu ayrılıkla bitmiştir her şey,
Pamuk ipliği denilen şey kopmuştur.
O kopan yeri ne kadar bağlansada yaraya tuz basmak misali olur.
Vazgeçersin en vazgeçemeyeceğini düşündüğün HAYATINDAN.
Yüreğinden bavullarını toplamak zorunda kalırsın....


Aşk öyle böyle geçip gider...
Sana yaşattığı muhteşem anılar hep kalbindedir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder